oyuncak seçimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyuncak seçimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2011 Cuma

favori oyuncaklarımız 0-6 ay

Oyuncaklar konusunda düşündüklerimi daha önce oyuncak seçimi yazımda dile getirmiştim.Orda da söylediğim gibi aslında hangi çocuğun hangi oyuncağı benimseyeceği pek belli değil , alıp denemekten başka çare yok:)





İlk aylarda oyuncak diye tanımlanan şeyler ilginç aslında:






Tiny Love Çift Taraflı Yatak Kenarı Kitabı: Oğlumun gazla geçen ilk üç ayında yegane "oyuncak"larından biriydi bu.Siyah- beyaz - kırmızı olan tarafı henüz net göremeyen ve ancak kontrast renkleri algılayabilen bebekler için düşünülmüş,ben de çok sevmiştim oğlum da:)







Tiny Love Tekmele Oyna Oyun Halısı: İşte en en en sevdiğim, bana azıcık nefes aldıran, bakıp bakıp ne var ki bunda bebeğin ilgisini çekecek dediğim, oğlumun mutluluk çığlıklarıyla şaşkına döndüğüm ca'nım oyuncak:) Her bir oyuncağıyla tek tek oynadı,her birini ayrı ayrı sevdi. Arada başka oyuncaklar astık üzerine..Hele o kıytırık yaprak yok mu yaprak..Ah ah neler borçluyum ben o yaprağa,gönül borcum var resmen.O yaprakta ne bulduğunu hiç anlamadık ama bir kurtarıcı gibi onu nereye gitsek yanımızda taşıdık. Sonuçta oğlumuzun Yaprak adında birine aşık olacağına kanaat getirdik:) İlerleyen zamanlarda bu ismin aslında bizim aşk hikayemizde de bir rolü olduğunu farketttik,daha önce nasıl oldu da aklımıza gelmedi dedik, hani bir de kızımız olursa bir gün onun adını Yaprak koyarız diye düşündük ama neyseki gün geçtike gözümüz korktu bu fikirden ve tümünden vazgeçtik:)



Çıngıraklar-Diş Kaşıyıcılar:El-göz kordinasyonu, sağ el -sol el kullanımı için pek bir önerilen oyuncaklardan çıngıraklardan piyasada onlarca çeşit var. Biz de sıkıldıkça yenisinin denedik,çoğunu dişledik.Bazıları tahta bazıları plastik türevi bunların. Ben bir kaç kez tahta olanlardan almaya teşebbüs ettim, daha sağlıklı oldukları için, ama..içime sindiremedim. ağır geldiler,kafasına gözüne çarpıp durduğu şeyler daha hafif bir materyal olsun istedim.Bir de tabii bunlarda çeşit çok daha azdı(arz-talep) ve renkler vs diğerleri kadar göz alıcı değildi. Velhasıl elimden geldiğince bpa0 olanları tercih edip tahta olanlardan almadım.Pişman değilim;)







Playgro Titreyen Zürafa: Oğluşun ilk aylarında en en en sevdiği oyuncaklardan. Bunun ayaklarında ne bulduğu hakkında en ufak bir fikri yok, dakikalarca bir o yanına bir yanına bakıyor,çekiştiriyordu.Oğlumun Zülfü'sü, kuzenine de Zülfiye olarak hediye edildi:)










Bizim en sevdiklerimiz bunlardı. Şimdi arada bir görünce hüzünleniyorum..

3 Aralık 2011 Cumartesi

oyuncak seçimi





"Çocuğa verilebilecek en güzel hediye onunla oyun oynamaya ayrılmış zamandır."

Oyuncaklar konusunda 10 aylık annelik deneyimimden benim süzdüklerim şunlar:





  • Bebeği saatlerce oyalayacak(evi derleyip toplamaya ya da yemek yapmaya olanak sağlayacak kadar) mucizevi bir oyuncak yok.(en azından şimdilik yok-benim hala umudum var)Süper bir oyuncak, inanılmaz ilgisini çekti dediğimiz(başka bir yazımda benim de diyeceğim )oyuncakların süresi yaklaşık 10 dakika.


  • Oyun oynadığını benim oğlum sadece 1 aydır farkında. Kendi kendine oyunlar keşfediyor- yatak başına tutunup kendini hooop diye bırakma, yatakta oturuken kendini kendini geriye atıp düşme,tekrar kalkma ve aynı döngünün başlaması , gibi gibi.. Onun dışında genelde oyun=yeni şeyler keşfetme şeklinde gerçekleşiyor. Bu yüzden de bebekler aldığımız oyuncaklardan çok etraftaki çer-çöple ilgileniyor. Çocuk haklı, aldığımız oyuncağı da görmemiş daha önce mutfaktaki kepçeyi de:) Şimdi onun yerine kendimizi koyup düşünelim: Elimizde bir kepçe ve bir oyuncak halka var. Birini annemizin elinde sık sık goruyoruz, diğeri ise elimize tutuşturuluyor ve onunla oynamamız bekleniyor?!! E yani tabii ki kim olsa kepçeyi seçer, diğeri ne anlamsız geliyordur:) O zaman ne çözüm ne? Tabii ki çocukla birlikte oturup oynamak. Evet bazen sıkıcı bir hal alabiliyor, bir kuleyi defalarca yapmak ve yıkılmasını izlemek ama. Kimse ebeveyn olmanın kolay olduğunu söylemedi zaten:) Tabii bu arada çözüm ne diye sorunca çocuğun evdeki araç gereçle oynaması bir sorunmuş gibi algılanabilir. Asla!Aksine; bu, istenen/beklenen bir durum. Bebeğin evi keşfetmesi kadar güzel bir şey yok, ileride kendi kendine oyunlar kurabilmesi için illa oyuncaklara değil hayal gücüne ihtiyacı olduğunu kavramasına da yardımcı olabilecek bir durum bu. Ancak.....Evi oyuncak çöplüğüne döndürmeyi ne kadar doğru bulmuyorsam bebeklere oyuncaksız bir dünya sunulmasını da doğru bulmuyorum ben. Yıl itibarıyla 31 yaşındayım ve benim hala bir dolu oyuncağım var-ki bunların içinde beni saatlerce oyalayan,en sevdiğim de internet:) İnternet, cep telefonu, play station vs vs.. Bunlarla hala oynuyoruz sonuçta! Eskiden anneme "pofff,çok sıkıldım anne" derdim. O da bana bazen "istersen sehpaların tozunu al" derdi:) Bebeklere oyuncak almadan sadece evdeki ıvır zıvırla oynamasını istemeyi/beklemeyi biraz bu durum gibi buluyorum ben.Eşek kadar olmuş ben bile oyuncaklarımla oynamadan günü geçirmiyorum sonuçta. Neden kendi çocuğumu bundan mahrum edeyim ki? Oyuncaklar yürek ısıtır di mi sonuçta:) Oyuncaklar bilinçli seçildiğinde bebeğin gelişimini çok güzel destekliyor bence.




  • Bir oyuncak bir çocuğun ilgisini çektiyse bu sizin çocuğunuzun da ilgisini çekeceğini garantilemez. En doğrusu annenin farklı tavsiyeleri alıp,kendi çocuğunun ilgisinin yoğunlaştığı noktalarla kesişen oyuncakları seçmesi sanırım..Ancak bazı oyuncaklar var ki gerçekten hemen her çocuk bayılıyor! Sanırım o oyuncak firmasının ar-ge bölümünün başarısı bu da:) Ha burda bi de "benim bebeğim kendi oyuncağını kendi seçer" yaklaşımı var ki bazen şarlatan durumuna düşürebiliyor insanı. Bebek 6 ay ve üstüyse hadi tamam, gerçekten de az buçuk fikir alıyorsunuz oyuncakla bir 5-10 dk zaman geçirdiğinde, ama ben 2 aylık bebeğe iki alternatif sunan anneler gördüm oyuncakçılarda): puaaa,şimdi bile gülüyorum, yahu daha net biçimde göremiyor bile o bebek, neyi seçecek allahaşkına, bunu yaparken ki ciddiyetleri de ayrıca komik:)Kitapta "bebeğinizin fikirlerine saygı duyun,onu ayrı bir birey olarak algılayın" cümlesinin altını çüzüp hayata aktarmak bu değil sanırım:)En azından bence değil..