4 Ağustos 2015 Salı

çocukla uzun yol planları

Ta - taam , geldik zurnanın zırt dediği yere. Yolda çocuk eğlendirmece;) Bir kere baştan bir kabul edin , çocuklar keyifli bir yolculuk geçirmezse siz bir kabus yaşarsınız. O zaman napıyoruz ; tabii ki bir birey olduğunu -her zamanki gibi aslında - ayırt ediyor  O'nu yanımızda sürüklemiyor  O'nunla birlikte birşeyler yapmaya çalışıyoruz. 

Aslında bunu yazmak bile tuhaf , ne bileyim sahanda yumurta tarifi vermek gibi hani..Herkes bilir zaten , e zaten herkes öyle yapmıyor mudur ki falan diye düşünüyor insan ama cık herkes öyle falan yapmıyor işte.  Bir dolu serzeniş duyuyorum , " bi uyumadı, yolu burnumuzdan getirdi, ay bi çocuk gibi oturmuyor yerinde  sessiz sessiz" .. Bıdı bıdı yani.. Tamam her yolculuk bir keyif serüveni olmayabilir ama eziyete dönüşmüşse azıcık da dön kendine bak yahu , acaba biz mi bir şeyleri yanlış yapıyoruz diye.. Sonuçta büyük olan biziz di mi ; ortada bir sorun varsa büyük ihtimalle biz bir sorunu öngöremediğimiz ya da sonrasında çözemediğimiz içindir. 

O zaman napalım; tabii ki yolculuk için hazırlık yapalım. Yolun kaç saat süreceği bellidir ,planlı adımlar hepimizi  daha huzurlu yapar:) 

Yolda neler yapılabilir, biz neler yapıyoruz , ne yapmayı umduk ama hiç işe yaramadı listesi:


1. Uyku : İşte ebeveynlerin en en en sevdiği yolculuk aktivitesi. Yolda uyuyan çocuk candır di mi;) Ama tabii beklentilerinde bir sınırı mantığı olmalı.çocuk yolun kadarını uyuyarak geçirebilir allahaşkına:) Baktınız uyuyor , mola falan es geçin , basın gidin gidebildiğiniz kadar:) (hız sınırları dahilinde tabii )

Biz şöyle yapıyoruz:

Bir kere yola çıkış saatine bizim canavarın uyku saatine göre karar veriyoruz.Yani mesela:

  • sabah 5 gibi Ankara'dan yola çıkıyoruz . O ,  her zamanki gibi  7.30- 8 civarı uyandığında biz güneye doğru gidiyorsak Afyon'da  , batıya gidiyorsak Eskişehir' de oluyoruz. Yani ilk molaya kadarki zamanda uyuyor oluyor. Az sonra anlatacağım uzun mola sonrasında yolculuğa başlayınca 2 saat kadar yol alıp sonra mutlaka tekrar mola veriyoruz. Bu 2-3 saat içinde de 10-15 dakika da olsa azıcık durup çimenlere falan atıyoruz kendimizi . Mantık belli : En az 2 uzun mola , 3 ya da 4 kez de kısa mola. Uzun mola yerlerine önceden karar veriyoruz ; böylece her biri ayrıca gidip görülesi bir seçenek oluyor, yolda olduğumuzu bile unutuyoruz.
  • ya da mesela ; kahvaltı faslını evde halledip 9 gibi yola çıkıyoruz. Bu durumda da ilk molaya dek olan zamanı yol oyuncakları aktiviteleri ile geçiiriyoruz.. Sonra da 2 saat mola verince nerdeyse öğlen 3 oluyor. Karnı tok, molada bolca enerji harcamış çocuğun da arabaya tekrar binince uyuma olasılığı artıyor. 
2.Molalar :Bir kaç saatlik bir kaç mola veriyoruz. Eni konu uzun uzun kahvaltı ediyoruz , ne bileyim üzerine  biz kahve , oğlum limonata keyfi yapıyor.  Afyon'da meşhur İkbal'in  yanında açık bir alışveriş merkezi var malumunuz, pek kalabalık olmuyor bayram seyran değilse. Biz ordaki minik havuzun yakınlarında oturup sohbet ederken , oğlum da scooter keyfine başlıyor. Molada ne alaka  scooter falan demeyin , evet enerjisini biraz olsun atmalı bence, yazık değil mi çocuğa öyle otur otur patlar insan.Sonra dondurma faslı başlıyor. Velhasıl hepimiz yolda olduğumuzu bile unutuyoruz. Aa sahi Eskişehir molalarına da ben bayılıyorum bizim evde. Porsuk kenarında  keyifli bir kahvaltı ediyoruz önce -ki zaten bir dolu insan sadece bunun için Ankara'dan Eskişehir'e gitmiyor mu ? Sonra Porsuk kenarında bir çocuk parkı var, hemen yanında da kafedeçocuk diye enfes bir yer. Burda siz rahat rahat çayınızı içip kurabiyelerinizi yerken çocuğunuz da iki adım ötenizde parkta oynuyor. İçerisi çocuklar için kitaplar ve dergilerle dolu. Hatta çeşitli atölye çalışmaları da oluyormuş ama tabii biz molada atölyeye katılacak adar abartmadık henüz çok şükür:) Kahvaltıdan sonra kısa bir Porsuk tekne gezisi yapıyoruz. Eskişehir çocuklar için harika bir kent , kocaman kocaman parkları olan-Ankara'da pek alışık olmadığımız türden. Biz hemen hepsini denedik ve bayıldık ama tabii molayı bu kadar uzatmak istemeyebilirsiniz. Eskişehir molası dönüş yolunda genelde akşam saatlerine denk geliyor; hani sizin de öyle olursa diye söylüyorum ;kesinlikle balaban köfte öneriyoruz size. Öyle salaş bir görünümü var ki sanırım önünden on kez geçseniz bir kez girmezsiniz ; biz  bir daha bir daha baktık burası mı yahu diye ama.. Hımmm , enfes bir tat. 

Amaç belli: yolda olduğunu unut, nereye vardıysan onun tadını çıkar.


3. Yol oyuncakları : Hayat kurtarıcılar. Doğal olarak bunlar çocuğun ilgi alanına göre çeşitlilik gösteriyor. Ama örneğin 2015 yaz tatilinde dürbün bizim için tam bir kurtarıcı oldu. Hani deminden beri öyle bilmiş bilmiş yazıyorum ya ; 5 te çıkıyoruz ,ilk molaya dek oğlum uyuyor falan diye.. Hah işte bu son tatilde 20 kilo çocuğu kucakladık koyduk sabahın 5 inde arabaya ve uyumadı tekrar iyi mi! Kalakaldık önce bi, ee şimdi nolcak diye.. Üstelik de uykusu bölünmüş bir çocuk vardı artık elimizde ve vallahi mızıklansa da haklıydı.Tatil diye Ankara'dan bilmemkaç yüz kilometre ötede bir yeri O seçmedi nihayetinde di mi:)Neyse toparladık hemen ve oyuncak çantana bir bak istersen dedik. Ta- taamm . Dürbün! Bir dürbün bir çocuğu kaç saat oyalar? Çoook:) (çok'un ne olduğunu daha doğrusu ne olmadığnı hepimiz biliyoruz dimi )  "sence bu dağ mı yoksa tepe mi anne, bu tepede tavşan var mıdır anne, en yüksek dağ mı daha yüksektir orta şerit balina mı anne , sen hiç dağa tırmandın mı baba" derken derken biz ilk molaya kadar inanılmaz keyifli vakit geçirdik. Hem giderken hem de dönerken en bi sevdiğimiz oyuncak dürbün oldu.

fotoğraf makinesi: 4-5 ay kadar önceydi, evde bir sitem bir sitem bize. "Bu evde herkesin bir fotoğraf makinesi var ama benim yok.. " Bizimkilerden kullanabilirsin, evdeki herşey hepimizin falan dedik ama çocuk haklı."Kendime ait olsun , sizin kendinize ait " dedi. (kimse kimsenin makinesini kullanmaz bizde , yapılacak bir şey yok )Oyuncak fotoğraf makinesi alsak dedik , kırılıp gidecek, bir işe de yaramayacak hem zaten bu gerçek değil diye söylenecek bize.. Bir de fiyatını görünce "oyuncak fotoğraf makinesi" nin , kendimizi bir tekno markette buluverdik ; üstüne azıcık aha verelim de bari adam gibi gerçek bir makine alalım diye. İyi ki de almışız. Öyle keyifli ki O nun gözünden görebilmek bir şeyi. Akşamları elinde makineyle balkona koşturup "anne şu güneşin güzelliğini" görüyor musun dediğinde  ya da O nun çektiği fotoğrafları bilgisayara atarken öyle bi mutlu oluyorum duygulanark azıcık da.Yolculuk boyunca da çok güzel yol fotoğrafları çektik birlikte.Şimdi onlara bakınca bir dolu şey hatırlıyoruz ve üzerinde konuşacak bir dolu şeyimiz oluyor:)

yolculuk aktivite kitabı: Son bir kaç ay içinde ne çok oldu bunlardan di mi.. Bizimkisi öyle çok boyamayla çizmesi arası iyi bir çocuk değil , evde bile iki kağıt boyamazken yolculukta Ona bunu teklif etmek saçma olurdu. Biz de tercihimizi bu kitaptan yana kullandık.




Mağazada kitabı inceleyebilirsiniz tabii ama benim bunu tercih etmemdeki sebep boyamadan ziyade zihin ,hafıza oyunlarına yer vermesiydi. Bazı aktiviteler için okuma yazma bilmesi gerekiyor ama sayıca azlar. Bazılarını da siz rahatlıkla şekilli hale getirebilirsiniz. Örneğin arabaları size verilen yönler (kuzey güney şeklinde) yardımıyla ilerletip hedefe götürüyorsunuz çizgilerle.. Bunda verilen yönleri harften çıkarıp şekle dönüştürmem yeterli oldu. 

Kardeşimin aynı yaştaki kızı ise boyama işine bayılıyor. onlar da şu suyla boyama kitaplarından aldılar (water magic sanırım di mi), yolda boya dükülüp saçılmasın diye.Memnun kalmışlar, benden söylemesi. Ama tabii zaten  isterseniz sadece bir boyama sayfası ve boya da işinizi rahatlıkla görür bu durumda.

Bir de uzay vizörü müz var ; arabanın demirbaşı kendisi. Arada  bagajda görüyorum kendisini arada bir de yerlerde yazık ama durup durup favori oyuncak haline geliyor. Sessiz, dağınıklık yapmayan, oyalayan , sohbet açmaya uygun , hayal gücünü tetikleyen güzel birşey bence. Oğlum da seviyor, e daha nolsun di mi:)

El feneri /Lazer : Bu ikisi süper ikili. Arabada yere minicik bir şey düşmesi hop diye el fenerini özne haline getiriveriyor. Evde de çok kullanıyoruz yahu biz bunu , ömrümüz oyuncak parçası aramakla geçiyor sanırım o yüzden.Lazerse benim en bi sevdiğim şeylerden . Öyle elimde lazerle gezsem bütün gün hiç sıkılmam vallaha da yaşım 35, az bi tuhaf oluyor dağa tepeye lazer tutmak. Ben de hevesimi bizimkiyle oynar gibi yaparken alıyorum:) Süper bir şey lazer ,her seferinde tekrar heyecanlandırıyor beni , bir daha bir daha şaşırıyorum vuuu nereye kadar gitti diye, ufo gören masum köylü kıvamında.Fizik öğretmeniyim ben demiş miydim? Rezillik yahu :) 

Bunun yanısıra  bir dolu küçük araba , robotumsu tuhaf yaratıklar,  dinazor familyası artık ne aklımıza geldiyse atıyoruz çantaya. Öyle aman aman bir şey olmasına gerek yok , yeni bir kaç küçük oyuncak yolculuklarda çok iş görüyor , bir heves..Bizimki  ömründe Transformers seyretmiş gibi optimus, hotshot gibi garip garip oyuncaklar alıyor , yol boyunca bir araba oluyorlar bir robot.. Bizim de işimize geliyor , sıkılmasın da..

Bunlar şimdilik aklıma gelen , büyük oranda çocuğun kendi kendini oyalayabilceği oyuncaklar. Bir de birlikte yol oynanabilcek yol oyunları var -ki yolun çoğu bunlarla geçiyor.O da başka bir yazıya artık, her biri öyle kıytırık ki , yazsan bir tuhaf yazmasan e işe yarıyorlar paylaşmayalım mı ;)







29 Temmuz 2015 Çarşamba

çocukla uzun yol /çanta 2 : kıyafet

Aslında çocuğu 1 yaşını geçmiş hemen hiç bir anne yolculukta yanına ne alması gerektiği hakında pek de yardıma ihtiyaç duymaz ama yine de yazayım ben ; belki benim  gibi bir kaç şaşkın vardır ;)

Çanta 2 /Kıyafet ve yardımcı malzemeler

1. Eh malumunuz nolur nolmaz diye 2 takım(iç çamaşırı dahil ) kıyafet. ( bizimki zaten bildiğiniz donla seyahat ediyor aslında . Biz de zaten şort gibi yahu deyip pek de takılmıyoruz açıkçası.Mola yerinde şortunu giydiriyoruz  bitiyor.(bazen orda da umursamıyoruz desem kınayan bakışlar olur mu ki) . Burda aslolan mümkün mertebe açık renkli ve ince giysiler seçmek. Haa bir de bazen mola yerlerinde gömlek , kemerli şort  falan giydirilmiş hatta kafasına bant taklımış bebekler  çocuklar görüyorum , yapmayın etmeyin analar, yazıktır günahtır. O bantı alıp çocuğu özgürlüğüne kavuşturasım geliyor, tabii fikrimi kendime saklıyorum ya da burda böyle söyleniyorum işte . Ben ilkokuldayken  saçımızın önünü kıvırarak tepesine doğru kıvırarak bir dalga yaptığımız "simon" diye bir model vardı. Onu tutturmak için de beyaz kurdeleli kocaman bir toka takardık. İşte  eve gelip o toka çıkınca nasıl rahatlardı kafam..  Bu saç bantlarını görünce hep o an gelir aklıma , kıyamam çocuğa öyle kendi kendime. Diyeceğim o ki , yolculuklarda bari bırakın şort t-shirt giysin bu çocuklar efil efil. (şortu okunduğu gibi t-shirt ü orjinal haliyle yazdım , tuhaf oldu )

2.Perde / Bu ihtiyacı karşılamak için bebek/çocuk mağazalarında bir dolu seçenek var ama biz hiç birinden memnun kalmadık. Çözümü anam babam usulü yollarla hallettik. Benim bir adet şalım bu işe feda edildi. O da nasıl güzelmiş, bunca sene ne bir renk attı ne bir şey oldu. Koyu pembe de rengi var , baya bir loş yapıyor arkayı.Bildiğiniz camın arasından şalı geçirip perde yapıyoruz. Bu şal   battaniye  olarak ya da ıslak saçları klimadan korumak için kafaya sarılmak suretiyle de da hizmet verebiliyor. Çok amaçlı yani:)Her arabaya lazım böyle bir örtü.Kışın buna bir de minik bir polar eşlik ediyor.

3.Minik bir yastık / Düşen minik kafayı destekleme amacıyla arabaya konulan bu yastık bizde pek sık olmasa da kullanılıyor. Arabanın  demirbaşları arasında. Bu konuda pinterestte de seçenekler var. ben şu kemere dikilen uzun yastığı kullanışlı gibi gördüm ama kim dikecek şimdi onu .

4. Minik bir çöp kutusu: Arka yerde duran bu demirbaş çok işimize yarıyor. Her "insan" gibi yediğimiz meyvelerin çekirdekleri hariç  hiç bir şeyi arabadan dışarı atmadığımız ve yol boyunca da bir dolu çöp ürettiğimiz için bizim için kurtarıcı bir şey bu.

5.Hiç kullanamadığımız bir ürünü de yazayım buraya, belki birilerini boşuna masraftan kurtarırım ya da yanlış yönlendirip boşuna hayatını kolaylaştırmaktan alıkoyarım kimbilir: arka koltuk düzenleyicileri.Cık , olmadı olduramadık biz bu ürünü. Bir kaç çeşidini inatla denedim , işlevsel olmadı hiç ; ne bileyim ya da biz beceremedik. Yapılan gözlere elimizdekileri sığdıramadık   vs vs.. 


çocukla uzun yol /çanta 1 : yiyecek,içecekler


Ben yolculuğun kendisini vardığı/varacağı yerden daha çok seven biriyim; bayılıyorum ayaklarımı cama uzatıp keyifli keyifli yolculuk yapmaya. Tabii durum bu olunca tatil için olan hazırlığın nerdeyse iki katı vakti yolculuk hazırlıklarına ayırıyorum:) Şikayetçi miyim? Asla!

Oğlum doğmadan önce , tüm hazırlıklarımı iki kişinin keyifli bir yolculuk geçirmesi üzerine kurardım ; şimdi ise  üç. Yeni yerler keşfetmek ,  yoldan şöyle bi 10-15 km   sapıp enfes yerler görmek ya da daha önemlisi enfes şeyler yiyip içmek hakkımız her zaman baki kalmak üzere, yolculuğu genelde adım adım planlarım. Hangi güzergah en güzel manzaraları sunar, mide bulantısına maruz kalmadan yolu tamamlamanın yolları nelerdir , yolda ne yesek içsek , hangi mola yerleri iyidir,       ( artık telefondaki haritamda hatırı sayılır bir mola yer imi birikti) gibi ıncık cıncık ne varsa düşünür , arabayı  bir çeşit karavana dönüştürürüm; hani bir terlik olsa yolda kalsak 2-3 gün rahatça idare ederiz. Turizm ve ulaştırma bakanı sıfatınının hakkını vermeye çalışıyorum velhasıl ;) Bu güne dek çoğu yolculuğumuz pek bir keyifli oldu bunların da desteğiyle. Böylece ilk zamanlar arabaya eşyaları yerleştirirken ; yolda kullanılacaklar diye 3 çanta yapılır mı diyen eşim bile  artık hiç sesini çıkarmıyor. Gerçekten de hepsi lazım , hem çanta dediysem kocaman şeyler gelmesin gözünüzün önüne ; altı üstü bez çanta yahu . 

Tabii malumunuz tüm bu hazırlıklar oldukça zaman alıyor. Ben de kendi hazırlıklarımı paylaşırsam belki de birilerinin hayatını azıcık da olsa kolaylaştırırım diye düşündüm. 

edit: Bana yazarken pek bir uzun ve meşakatli geldi , uyduruk bir çanta oysa yahu sadece.

Çanta 1 / Yiyecek, içecekler:

1.Bizim yol favorimiz havuçlu kek ,kullandığım tarif ise enfes tariflerle dolu şu siteden. Keki bir ya da iki gün önceden yapıyorum , hem son güne daha az telaş kalmış oluyor hem de bu kek kesinlikle bir kaç gün sonrası daha da bir lezzetleniyor. Hatta bu son tatilde kaba sığmayan bir kaç dilimi alüminyum folyoya sarp dolaba koymuştum , geldiğimizde bulduğumuz tat enfes ötesiydi.

2.Ay çekirdekli galeta / Buna nerden sardık bilmiyorum ama hani diyet ürün diye geçiyor ya ; keşke yedikçe zayıflasak. Galeta + ayran ikilisine ba-yı-lı-yo-ruz. Biz fırından ya da Kipa'dan alıyoruz. Taze mi diye mutlaka tadın, bayatı bir şeyebenzemiyor. (bayatı bir şeye benzeyen bir şey var mı  sanki deme niyetiyle cümleye başladım ama bir önceki paragraf aklıma geldi,  değiştirdim)

3.Çubuk kraker / normalde  nerdeyse hiç paket ürün  almıyoruz  ama yolculular bir istisna. "Tavşan gibi çubuk kraker yeme yarışması " yapıyoruz desem hala okumaya devam eder misiniz ki? 

4.Sıcak poğaça / tarif şurdan ve kesinlikle çalışıyor. Ben içine azıcık da dil peyniri koyuyorum ,beğenerek yiyoruz:)  Sabah yola çıkmadan önce fırından  yeni çıkmış ekmekçiklerle arabaya binince , arabay dolan o mis koku var ya..enfes.. hele sonbahar yolculuklarında , sabah serininde sizi tek başına bu koku bile mutlu eder inanın. tabii tüm hazırlığı akşamdan yapıyor -ki hepi topu yarım saatimi alıyor , inanın benden tembeli yoktur aslında bu konularda - sabah kahve için kalktığımda dışarı çıkarıyor, sonra da fırına atıveriyorum.Mayalama sürelerine pek de sadık kaldığım söylenemez, yine de harika oluyorlar.

5.Kahve / Sabahları kahve alışkanlığı olanlar bizi anlar. Evi saran o kahve kokusu ile uyanmak.. Biraz fazla yapıyoruz , kalanını minik bir termosa koyup yanımıza alıyoruz. Yolculuk mu piknik mi belli değil di mi:) Bir de mola yerinde hala nasıl yiyip içebiliyoruz hiç bilmiyorum!

6. Ayran (Milli içecek!) /Şaka bir yana da , pek faydalı bu içecek yolculuklarımızın bir diğer seçeneği. Bunu yanımıza almıyoruz tabii , yol üstüne nerde istesek zaten var soğuk soğuk.Özellikle hipoglisemisi olan herkese  özellikle sıcak yaz günlerinde ayran/ süt tavsiyemdir, pek bir işe yarıyor.

7. Sakız / Sakız tuhaf bir kurtarıcı. Arka koltuktan azıcık muhalif sesler yükselince ver bir sakız 10 dakika kazan:) Hangisini çiğnesem , anne bunun şekeri bitti bir tane daha atayım mı ağzıma , anne bu ağzımdan düştü bir tane daha atayım mı ağzıma (ki aslında bu bir önceki maddeyle temelde aynı, bilinçli bir düşürme var yani olayda) , sen de ister misin anne , neden istemezsin vs vs derken bir bakmışsınız konu değişmiş , ortamı karpuzlu sakız  kokusu ve huzuru sarıvermiş.

8. Meyve ve çerez / Bazen yanımıza alıyoruz bazen yolda alıyoruz. Mide bulantısı vs için elma oldukça iyi hem dökülmüyor saçılmıyor , rahat yani..Bir de uzun uzun doğranmış havuç ve kırmızı biber seviyor bizimkisi. Bebeklikten beri pek bir seviyor bu ikiliyi ,diş kaşıma ile başlayan tanışıklıkları aşka dönüştü. Çerezse azıcık tehlikeli bir seçenek , malum boğaza kaçan bir fındık sadece yolculuğu değil hayatınızı bile kabusu çevirebilir ama biz seviyoruz. Mado'nun küçük kutularda  sunduğu çerezler bizim favorimiz.

İşte hepsi bu kadar. Olmasalar olur mu? E tabii ki olur , zaten asfaltta geçen süre kadar da mola veriyoruz biz, acıktığımız falan da yok. Olsun , birlikte keyifli bir şey yapmış oluyoruz. Onu yesek mi , şundan kaldı mı derken  yol bitiyor işte.. Hele arkadan "hımmm ,leziz " yorumu geldiyse  ikimizin de yüzüne kocaman bir gülümseme yayılıyor  , sonra da gelen sesleri dinliyoruz şapudu şupudu.

Farklı alternatifler için pinterest te her zamanki gibi yüzlerce fikir var ama neden cips vb paket ürünlerle dolu anlamadım. Ancak kabul etmek lazım ki pek bir organizeler:)





2 Haziran 2014 Pazartesi

ahmed arif


öyle bir can olsa ki  mesela ; hiç görmeseniz yüzünü , sesini kasetlerden dinleseniz anca ama..yüreğinize kimsenin dokunamadığı gibi dokunsa.. 
bir gece vakti  yine küçücük odamda , yere serdiğim kilimler üzerinde ,duvarlardan sarkan yemeniler yazmalar altında dinlesem..

burnuma gelen kömürle karışık bahar kokusunu kime nasıl anlatabilirim.. nasıl içimi titrettiğini her bir dizenin.. o sesin kulağımda yeri olduğunu, o yüreği tanıdığımı bildiğimi ; tandığımı bildiğimi sandığım onlarcasından daha çok..

O adam bugün öldü..Seneler önce bugün..11 yaşımdayken ben..ahmed arif...
acıma ,hüznüme , derdime, kederime , bazen sadece sesindeki coşkudan şenlendiğim her ana ortak olduğun için minnettarım..İyi ki gelmiş geçmiş bu dünyadan be usta!


   Rüya, bütün çektigimiz.
   Rüya kahrım, rüya zindan.
   Nasıl da yılları buldu,
   Bir mısra boyu maceram...
   Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
   Bilmezler nasıl sevdik,
   İki yitik hasret,
   İki parça can.
   Çatladı yüreği çakmaktaşının,
   Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
   Çağlardır boğulmuş bir su...
   Ağıyor yeşil.

 ahmed arif

  
 ve duymak için o ca'nım sesi:

 
   
                           

5 Mayıs 2014 Pazartesi

kağıt işleri-3

 bugün aşk dolu bir gün bence.. pazartesinin bir çoğu için sıkıntılı kısmı bitti, patlamış mısırlı battaniyeli kısmı başladı ..
aşk başladı desek biz ona;)







                                                           sanırım en meşhuru alttaki:



                                                      sarıya bayıldığımı söylemiş miydim?



ve işte en sevdiklerim:







Çıktısını alın, gözünüzün önüne koyuverin;)



bunlar ve daha fazlası için kaynaklar:

http://www.the36thavenue.com/category/printables

http://laurawinslowphotography.com/blog/category/memorable-words-monday/

http://www.thatswhatchesaid.net/2012/love-printable/

http://www.thatswhatchesaid.net/2012/love-printable/

http://www.my3monsters.com/2012/02/planner.html



sözün şiiirlerin mükemmelidir..



         sinop liman 2013 


Bugün Ankara'da yağmur var..Buna yağmur denmemeli belki de.. ne bileyim şiddetine göre ismi olmalıydı belki de yağmurların.. bu yağan huzur sanki.. bu yağan dinginlik..Sadece azıcık ıslanmak için dışarı çıktım ve çay kahve kokusu hiç eksik olmadı masamdan.. 


kulağımda bir müzik,anlatmaya gücüm kelimem yetmez..yüreğimde bir huzur.. tanrım hiç bozmasın..elimde şiirler..fotoğraflar.. anılara gömüldüm bugün...


okurken dinlemek için....



                                                         sinop cezaevi sabahhattin ali koğuşu




bende hiç tükenmez bir hayat vardı
kırlara yayılan ilkbahar gibi
kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
göğsümün içinde ateş var gibi

başını göğsüme sakla sevgilim
güzel saçlarında dolaşsın elim
bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
sevişen yaramaz çocuklar gibi

hissedince sana vurulduğumu
anladım ne kadar yorulduğumu
sakinleştiğimi durulduğumu
denize dökülen bir pınar gibi

başını göğsüme sakla sevgilim
güzel saçlarında dolaşsın elim
bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
sevişen yaramaz çocuklar gibi


sözün şiirlerin mükemmelidir
senden başkasını seven delidir
yüzün çiçeklerin en güzelidir
gözlerin bilinmez bir diyar gibi

başını göğsüme sakla sevgilim
güzel saçlarında dolaşsın elim
bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
sevişen yaramaz çocuklar gibi...


Sabahattin Ali

23 Nisan 2014 Çarşamba

kağıt işleri 2



"Free printable " kağıtlar sunan siteleri paylaşmaya devam ediyoruz. Bugünkü sitemiz  kağıt severler için tam bir cennet.Üstelik , sayfayı bilgisayara indirmek için resmin üzerine tıklamanız yeterli; sizi başka başka yerlere yönlendirip durmuyor..



Sadece örnek olması için  sitede yer alan bir iki kağıt örneğini sizlerle paylaşıyoruz. Çok çok daha fazlası için siteyi ziyaret etmeniz yeterli:) Eminim siz de benim gibi hangisini ne yapacağınızı şaşıracaksınız;)

http://meinlilapark.blogspot.ch/p/scrapbooking-papers-at-glance.html







Burdaki etiketlere de bakmadan ayrılmayın sakın sayfadan;)

12 Nisan 2014 Cumartesi

kağıt işleri 1


Kendimi bildim bilemi ruhumun taaa derinliklerinde olan  kağıt işleri (paper craft tabir edilen) son günlerde iyiden iyiye su yüzünü çıktı.. Pinterest zaten derya deniz bu konuda da. Öyle deli bir arşiv oluşturdum ki kendime ,inanılır gibi değil. Anne oğul kesiyoruz biçiyoruz ; O mutlu ben mutlu:)






Bildiğiniz üzere bazı kağıtlar ücretsiz indirilebilirken (free printable) bazıları da etsy gibi siteler üzerinden birkaç dolara digital olarak satın alınabiliyor. Ben henüz hiç satın alma ihtiyacı hisetmedim- ki inanın bana satın alası yüksek bir kişiyimdir:)
Demem o ki , ücretsiz olarak hemen hemen ne ararsanız bulabiliyorsunuz zaten..

Bu süreçte üzülürek farkettiğim şey şu oldu: Yurtdışı kaynaklı bazı siteler bazı scrapbook kağıtlarını ücretsiz olarak paylaşmışlar ve not düşmüşler ; " kişisel kullanım içindir,  satış yapamazsınız" diye.. Ancak ben malesef bu kağıtların satıldığına bizzat şahit oldum. ve hatta sanki kendi tasarımıymış gibi üzerine sitesinin logosunu falan basmışlar.Önce bir kızdım nasıl böyle  birşey yaparlar diye; sonra  satın alanların sevincine baktım şaştım kaldım falan.. Yahu bedava olan şeye para verdin, haberin yok:)

Neyse diyeceğim o ki ; ben de bundan sonra ücretsiz scarpbook kağıdı paylaşımında bulunan sitelere link vermeye karar verdim.

Artık bilen bilmeyene , duyan duymayana söyleyiversin:)

Bugünkü sitemiz:

http://the-lark.blogspot.com.tr/2012/02/new-cath-kidston-prints.html




Daha daha fazlası için ; dediğim gibi bir tık lütfen..

7 Nisan 2014 Pazartesi

home tv & turkmax gurme

Sevgili Home Tv ;

çok günler geceler bana arkadaşlık ettin ; kendimce senden tarifleri denemeye çalıştım falan ama sen de itiraf et ki artık ilişkimiz sürmüyordu. Ne yalan söyleyeyim senin bitmez tükenmez paket ürün kullanmalarından ; koca koca kutulardaki et sularını tencereye boca ediverişlerinden , sonunda hafiften çamura dönen yemeklerinden ve acı ama gerçek en çok da akçaağaç şurubundan bana iyiden iyiye fenalık gelmişti..ilişkimiz kafamda bittiği günlerde yeni "biriyle" tanıştım :

Turkmax  gurme ..

Sana göre çok acemiler doğrusu , işlerinde değil belki ama ekranda acemiler sanki...Ben ekranların yeni yüzlere açılmasından yanayım ama onlar da (bazıları tabii) hiç  olmazsa bir diksiyon dersi alsalarmış hiç de fena olmazmış  .. Biz de böylece "şimdi tencereye azıcık bilmemne koyceezz gibi saçma sapan vurgulara maruz kalmazdık.. Di mi?

Bir de "concept" meselesi var ; bir türlü oturtamadıklarını düşündüğüm. Şimdi mesela  Küçük Mutfak Sırları 'nın başındaki o "önce bir bardak çay içelim " olayı nedir allahaşkına? Ya iç o çayı düzgünce ; iki de laf et yemeğe dair, hayata dair (ne bileyim iki laf konuş işte ) ya da içme yahu :)Hayır hadi 1 bölüm yaptın , aa hoş olmuş dedik ; neden her bölüme böyle başlıyorsunuz ki? Seven varsa lafım yok , ben her seferinde poff yine mi bu çay faslı diyorum sadece.. Bir de o mutfak ne kadar küçük öyle çekim yapmak için, Ece Zaim 'in yerine ben daralıyorum vallahi televizyonun karşısında.Hazır adı geçmişken programın sunucusu  olan Ece Zaim ilk bir kaç bölüm oldukça tutuktu , şimdi şimdi açılıyor ama söylemeliyim.Bu güne dek iki tarifini denedim, ev ahalisi bayıldı haberiniz ola.. Oğlundan ve eşinden, aile yaşamından daha çok bahsetsin bence, hatta yakınsın arada.. Bunlar seyirciyle sunucu arasında bağ kurar di mi;)

Ekmek Arası eşimin favorisi..Ben bu sokak sokak gezerek yapılan programları nedense erkeklere daha çok yakıştırıyorum .(iz tv -gezi notları -Işıl Bayraktar kocaman bir istisnadır!!)  Onların doğasına daha uygun sanki böyle ekmek arası kocaman bir kokoreci 2 dakikada mideye indirivermek..Kızlar nedense daha hep "tadım" düzeyinde;)

Wilco' ya söylenecek sözüm yok.Onun sırrı samimiyetinde..Dünkü programda Bozcaada Yemek Festivali'nde bir çorba yaptı, tadını bilmem ama görünüşü kabus gibiydi:) Ama öyle içten ki yenir vallahi o çorba mis gibi..İyiyse de yenir kötüyse de.. Oğlum da O'nu çok  seviyor..

Anne neden o domates gibi kırmızı?
Anne o kız adam mı?(cinsiyet ayrımı vs dönemindeyiz de, sanırım zihnini bulandırdı uzun saçlı bir erkek;)

Wilco'nun en sevdiğim yanı ; gideceği her yer için için ciddi mesai harcadığı belli.Ortaya öyle gelişigüzel bir şey çıkmıyor..Herşey planlanmış, araştırılmış..İşte bu da zaten O'nu şuraya gittim şunu yedim siz de yiyin formatından çıkaran şey:)

Arda'nın Mutfağı yeni değil bildiğiniz üzere.. Sadece kanal değiştirmiş durumda.. Cnn de miydi daha önce ben mi yanlış anımsıyorum?

Yine Home Tv den de bildiğimiz Sedefle Doğal Lezzetler var bir de..Çekim yaptıkları mekanları seviyorum.."outdoor kitchen " (açıkhava mutfağı desem olur mu, zaten bir terim var mı yoksa bunun için acaba)neden daha yaygın kullanılmıyor yemek programlarında anlayabilmiş değilim? Tarifleri ölçüsüyle denedim bir kaç kez, sonuç mükemmeldi..Tarzını da seviyorum ,böyle anaç bir hali var, hoşuma gidiyor. Keşke yandaki evde otursa da bize arada kokmuştur diye yemek gönderse;) (benim beynim 1900 kaçta kaldı bilmyorum artık)

Bugün ilk izlediğim Olsa da Yesek de oldukça keyifliydi. Bir kere sunucu /aşçı  Elif Edes Tapan çok rahat ve samimi.. Binnur Kalkavan vardı bugünkü programda..Çörek otu hakkında konuşuyorlar aralarında ;işte çok faydalı bilmemne diye..Binnur Kalkavan dedi ki " ama yani bunu da ne kadar yiyebilir ki insan sonuçta ".. Cevap:  E bir çay bardağı yenmeyecek tabiii :) Şimdi bular riskli cümleler ,doğru tonlama olmazsa gerer ortalığı ama Elif hanım tam kıvamındaydı:) Mutfağı da şirin; dekor olsun diye konulmadığı bunlara ruhunu verdiği besbelli:)
Ay ben zaten komplekslerinden arınabilmiş 40 yaş üstü kadınlara da onların yaptığı işlere de bayılıyorum.
Programın formatı da çok hoş..Bir filmde  gördükleri yemeği yapıyorlar .(Bu bölüm öyle değildi gerçi ama olsun).. Acaba Serseri Mayınlar ın sofralarından yapmışlar mıdır,kaçırdım mı acaba o bölümü?

haa unutmadan programda arkada (olsada yesek) yazıyor!!!  ayırın o bağlaç olan "de" yi de insanı çıldırtmayın yahu televizyon karşısında.

Son olarak Doğadan Tatlar:İşte ilk eleştirim: Bu kadar zayıf aşçı mı olur allahaşkına?? Tamam bir miktar kedi ulaşamadığı ciğere .. olayı olabilir benimkisi ama yani o kadar zayıf olabilmek için yaparken tattıklarından öte bir şey yemiyor olman gerekir sanki? 42 beden olmayın tamam ama yani ne bileyim bu kadar da zayıf olmayın bence ya; az buçuk inandırıcılığı gidiyor işin.. Dün izlerken  "kesin tattıklarını da peçeteye çıkarıyor kadrajdan çıkınca" diye düşünürken yakaladım kendimi..Bilmiyorum ki belki de format ona uygun değildir..Stüdyo programı mı yapsaydı ki? Ay ya da ben herkesi kendim gibi dana sanıyorumdur; o da olabilir hani.Gitmişsin Seferihisar' a..Bi heyecan göremediim böyle ben, güzel mi değildi acaba ya Seferihisarlı kadının yaptıkları? Belki de ondandır ha , bak boşuna günahını aldım;)

Neyse osu busu da;Beste Önkol , benim sevdiğim tarz hayat hikayesine sahip kadınlardan.. Yaşı, konumu , o güne dek ortaya koydukları ne olursa olsun herşeyi bırakıp başka bir yöne gidebilen kadınları seviyorum ben. Bir şey değişecekse şu hayatta kendini saçma sapan "iş dünyası" zırvalığından çıkarabilmiş kadınlarbaşaracak bence bunu...Cesur olanlar, bedenini ruhunu 4 duvar arasına hapsetmeyenler;) Ama sevgili Beste Önkol  azıcık ye de kilo al yahu, inan senin iyiliğin için söylüyorum, manken değilsin sen, aşçısın yahu;)

ve işte bomba geliyor sevgili digiturk yöneticileri:

böyle bir kanal açmaya karar verdiniz de Refika Birgül'ü ntv ye nasıl kaptırdınız allahaşkına!! Refika yemek programlarının kraliçesidir yahu.. Yemeyi de yapmayı da ne kadar sevdiği, heyecanı aşkı ekrandan size geçer.Mutsuz gününüzü mutlu kılar, pozitif enerji yayar da yayar.. Cık cık cık , sizleri esefle kınıyorum, Refikasız bir Turkmax Gurme hep  eksik olacaktır ve Refika saatinden Refika izlenecektir. Bu kadar;)


18 Ocak 2014 Cumartesi

prisoners



Benim için senenin sinema zamanı başlamış bulunuyor. Sinema dedimse filmleri kastediyorum ha;  alışverişi merkezlerinde sinema tabir edilen yerlerde, mısır zarzurt kokusu içinde çekilen işkenceyi değil.

Oscar zamanı yaklaştıkça kaçırdığımız ne kadar film varsa üstüste izlemeye çalışıyoruz.

Bugün paylaşacağım film Prisoners. Konusunu okuyunca bi sıkıntı kapladı hemen içimi yalan değil. Sevmiyorum böyle şeyleri ben, içim ruhum daralıyor. Küçük kızları kaçırılan bir ailenin yaşadıkları denebilir  sanırım filmin konusu için kabaca..Aman ne süper konuymuş diyen yoktur  buna zaten değil mi?(en son konusu buna benzer rabbit hole u izlemiştik, yeminle hala sinirim bozuluyor)Neyse  zaten filmin akışı içinde başka duygular o iç sıkıntısının yerini aldı ve  sevgili kocacımla birbirimizi test etmeye başladık: 

Sen olsan ne yapardın 
Bana haber vermez miydin?
Bu kadar da ileri gitmezdim.
Bunun ilerisi gerisi mi var..
vs vss..

Diyeceğim o ki..Biz filmi izledik ve beğendik, tavsiye edilir.

Daha ayrıntılı bilgi için :

prisoners.imdb

prisoners.sinemalar.com